İŞ AHLAKI Yunus Emre'ye göre ahlak; insan-ı kamil olarak hakk'a erişmenin vasıtasıdır.. Kötülük edenlere dahi ?iyilik? ile mukabele etmeyi savunan Yunus Ahlakı ile, günümüz acımasız rekabeti, birbiri ile çelişen kavramlar gibi gözükse de, aslında birbirlerini tamamlarlar. Yerel ve kültürel değerlerin yaratıcılığından ortaya çıkan, ancak evrensel ahlaki değerler ile de çelişmeyen ve değişmez ilkeler ile bütünleşerek kurumsallaşacak bir ?iş ahlakı? sarsılan ve tökezleyen insanoğlunun gelecekteki panzehiri olacaktır. Acımasız rekabet ancak, iş ahlakı kavramı ile sınırlandırılır ise dizginlenebilecektir. Kişisel veya kurumsal çıkarlar uğruna, ilkelerin kızağa alınması, son derece vahim sonuçları ortaya çıkarmaktadır. Nitekim, son günlerde yaşadığımız kimyasal artıkların, tabiata bırakılması hadisesi, tipik bir ?iş ahlakından yoksun? ahlaksız bir kurumsal kültürün ürünüdür. Ne pahasına olur ise olsun daha fazla kazanç esasına dayalı bu tür davranışlar, kaynakları giderek tükenen ve yaşlanan dünyamızın en büyük problemi olarak ortaya çıkmaktadır. Kişisel çıkarları perdelemek için başvurulan her davranış biçimi, insani erdemlerin yok olmasının ve tüm kutsal kavramların alt üst olmasının temel nedeni olmaktadır. İlkeleri ?yaz-boz? tahtasına çevirmeyi kolaylaştıracak bir kurumsal yapılanmadan kurtulmanın ve kişilerin bu uygulamaları yapabilecekleri ortamları bulamamalarının biricik yolu, değişmez evrensel ilkeler ile çatışmayan, yerel kültürel zenginliklerin bir bileşkesinden oluşacak bir ?kurum kültürü? yaratmaktan geçmektedir. Sosyal hayatın içinde ?yalan? söylemeyi ahlaksızlık örneği olarak öğrenen bireye, kurumsal yapı içinde ?yalan? söylemeyi ?rekabet? dünyasının bir fonksiyonu olarak dayatır isek, kişisel bütünlüğünü kaybedecek adeta bir hilkat garibesine dönüşecektir. Organizasyonun değerleri ile çalışanların kendi değerlerinin birbirini tamamlaması, güven ve aidiyet duygusunu artıracak, organizasyonun verimini de yükseltecektir. Eğer bu noktadan hareket edersek, rekabet ve ahlak kavramlarının biribirleri ile çelişen değil, birbirlerini tamamlayan kavramlar oldukları sonucuna ulaşırız. Gelişmelerin seyri hangi düzeye ulaşır ise ulaşsın, yapılan ve yapılacak olan her türlü üretim ?insan tarafından? ve ?insan? için olmalıdır. Ahlaki sapmaları, bencilliği ve menfaatperestliği besleyen kurumsal ve bireysel yapılar, ilkesizliktir ve kimliksizliktir. çağdaş dünyanın ve ülkemizin yaşadığı bu ahlaksız yaklaşımların ilacı ise, toplumsal bünyemizde fazlasıyla mevcuttur. Yüzyıllar öncesinden Yunus'un yaptığı çağrı, çaresizlik içinde kıvranan insanoğluna ne güzel ışık tutmaktadır. Gelin tanış olalım İşi kolay kılalım Sevelim sevilelim Dünya kimseye kalmaz Kenan Yavuz Bugün
KAYNAK. www.sigozder.com
|