Prof. Dr. Turgut Göksoy turgutgoksoy@haberturk.com
SAĞLIKTA KIRMIZI KART UYGULAMASI BAŞLADI
ülkemiz sağlıkta yıllar önce yeşil kartla tanışmıştı. Bununla ilgili konuşacak çok şey var ama bugünün konusu değil. Son günlerde yeni bir kart daha var gündemde. ; Kırmızı kart;
Kuşkusuz henüz kart basına tanıtılmadı. Fakat halk bunu çoktan gördü. 2004?lerde başlayan 2005?de doruğa çıkan ;sağlıkta dönüşüm modeli; bu kez tersine döndü. Bu yazımızın konusu işte bu.
önce hükümetin bu YALDIZLI PROJEYİ başlatmadan önce ülkeye duyurduklarını yazmak gerek. Hastane kapılarından kimse geri dönmeyecek. İsteyen hasta dilediği yerde muayene olabilecek. İlaç kuyrukları bitecek. Tetkik ve ameliyatlar için verilen kahredici uzunluktaki randevular sona erecek vs. gibi. Harika değil mi?
Fakat her şeyde olduğu gibi kantarın topuzu kaçtı. Sorumlusu kim acaba. Sadece bakanlık değil tabi. Bu sistemi suistimal edenler arasında sağlık hizmet verenler hatta hizmeti alan halktan bazı kimseler de var. Son 2 yılda sağlık kaleminde harcamalar o kadar yükseldi ki. Tahmin bile edemezsiniz.Yetkililer 2005 yılında maliye bakanlığının uyarılarıyla kara kara düşünmeye başladılar. Aslında ilk alarm sesleri daha 2004 sonbaharında duyulmuştu. Sağlık bakanlığı bürokratları konuyu ya bakana tam aksettiremediler ya da olayın vahametini anlatmalarına rağmen siyasi irade sorunun üstüne gitmemeyi tercih etti.
Kamusal bağlantısı olan kişilere hizmet verecek kuruluşlar, başlangıçta özel sağlık kuruluşları?nın oluşturduğu örgütlere üye olmuş tam teşekküllü hastanelerle sınırlı iken sistem daha da genişletildi. Tıp merkezleri, özel dal poliklinikleri gibi denetlenmesi daha da güç olan birimleri de SSK, emekli sandığı ve devlet memurları ile anlaşma yapma başladılar. Anlaşma yapmak isteyenlerin adedi artınca kamu yetkilileri değişik engellemeler yaparak sistemi arap saçına döndürmeye başladılar. Her gün birbirleriyle çelişen uygulamalar başlatıldı. Geri ödeme için verilen 45 günlük süreler unutuldu. Faturaları kabul eden makamlar ortadan kayboldu. Velhasıl adamı olmayanın, önünde alacağını sandığı fakat kesip de gönderemediği faturaları olan bir sürü sağlık kuruluşu ortaya çıktı. Fakat işini bilen özel sağlık kuruluşları herkesten fazla sevk almayı ve inanılmaz bir hızda geri ödemelerini almayı becerdiler. Bu doğu ve güneydoğu Anadolu il ve ilçelerinde çok daha belirgin düzeydeydi. Hatta basit bir Tıp veya Dal Merkezi ayda 150-200 bin YTL fatura kesmekteydi. Yetkililer böyle yerleri kırmızı çizgiyle işaretlediler fakat herhangi bir işlem yapamadılar. İstatistikler kişi başı sağlık harcamasının artık devlete eskiye oranla 5-6 kat daha fazlaya mal olduğunu göstermeye başlamıştı. Bu yanlış uygulamalar devam ederken çözüm olarak sağlık hizmetlerinin fiyatları giderek düşürülmeye başladı. Eskiden özel sağlık hizmetlerini belirleyen tarife Türk Tabipler Birliği(TTB) tarafından belirlenirken kamudaki sağlık hizmetleri için düzenlenen tarife (Bütçe uygulama tarifesi=BUT) kullanılmaya başladı. Bu ikincisinin fiyatı diğerinden bazen 3 banez 10 kat daha düşüktü. İlk bakışta listede olan birçok işlem bu fyatlarla yapılamaz grünüyordu. Sağlık hizmetini veren özel sağlık kuruluşları kendi gücüne göre bu aradaki farkı elden hastadan almaya başladılar. Bazı yerlerde alınan fark 10-50YTL arasında değişirken bazı yerlerde yapılan her işlem için çok daha belirgin farklar alınmaya başlandı.
Bu arada her kesimde yapılması gerekenin çok üstünde bazı tetkik ve girişimler icat edilmeye başladı. Böylece hastanın devlete olan maliyetini dünya ortalamalarının çok üstüne çıkardılar. Bunlar için inanılmaz söylentiler söz konusuydu. Bitlis?teki nüfusun 3 katından fazla sayıda emar tetkiki yapıldığını, kalp damar cerrahisi yapan hastanelerde yapılan başta anjiyo olmak üzere tetkik ve ameliyatların dünya ortalamalarının 3-4 kat üzerinde olması gibi. 2005?de ve 2006?da ilk 6 ayında yapılan sağlık ödemelerinin gerçek boyutunu ve burada ülkemizin düşürülmeye çalışılan durumunu daha sonraki yazılarımızda bulacaksınız.
Akılcı çözüm önerileri ile bu darbelerin atlatılması gerekirken doğru bir adım atılamadı. İlk olarak ortaya bir SARI KART çıktı. Bunu gösteren IMF oldu. Oldu mu şimdi. Bizim sağlıkta dilediğimiz hizmeti yapmamıza elin oğlu nasıl engel olabilirdi ki? İstediğimiz kadar harcamayı yapar ve böylece Türkiye?yi Guiness rekorlar kitabına bile taşıyabilirdik. İçine hekim bulamayacağımızı bile bile gerekli gereksiz yere sağlık ocağı açabilirdik. üstelik herhangi bir tıbbi cihazı devletin standart fiyatlardan yüksek olarak almasından onlara ne? Tabi gerçek öyle olmadı. Cumhuriyet tarihinin en büyük borç düzeyinde olan bize IMF sarı kart göstererek tehdit etti. Yıl sonuna kadar sağlık harcamalarında 1.5 milyar dolar fazla harcamanın derhal alınacak önlemlerle azaltılması. Yoksa meşhur kırmızı kartın ortay çıkacağı bildiriliyordu. Daha önce konunun ciddiyetini bilen ama gerekli çözümlere yönelmeyen yetkililer ister istemez derhal bu siparişi yerine getirmeye başladılar. MR(emar) başta olmak üzere yapılan tetkiklere olan geri ödemeler kaldırıldı. Bu tetkikler için hasta başı 0.8YTL?lik ödenti yapılacaktı. Bazı ilaçlar geri ödemeden çıkarılması, fizik tedavi gibi hizmetlerin kapsamlarının daraltılması ve sevk sisteminin önlenmesi gibi önlemler birbiri ardı sıra gelmeye başladı.
Aslında seçim öncesi dönemde olunmasa çok daha radikal kısıtlamalar başlardı. Şimdilik önlemler yavaş yavaş gelmekte. Peki çözüm ne? ;Okullar kapatılsa Milli eğitim sorunlarını hemen çözülür; diyen bir Türk büyüğünün söylediği gibi eskiden verilen hizmetleri tamamen kaldırarak veya anlamsız derecelerde sınırlayarak alınan tedbirler bir çözüm mü? Yoksa daha akılcı ve çağdaş çözüm önerileri var mı? Sonraki yazımızda çağdaş çözüm önerilerini olabildiğini göreceksiniz.
Sağlık ve esenlikler dilerim.
|