Ya hep beraber ya da hiçbirimiz...
Optimedia üç yaşına girmiş. Geriye dönüp şöyle bir bakalım ve bundan üç yıl öncesine ait birkaç satır okuyalım.
; Bu sektörün içinde çok uzun süre olmama rağmen bu kısa süre içinde mesleğin sorunları ve eksikleri hakkında yeterince bilgi sahibi olduğumu sorunları yaşayarak ve inceleyerek emin olun öğrendim. Yaşamış olduğum bu tüm sorunlar iş hayatımda ne kadar derin izler bıraktıysa da, benim kadar bu mesleğin sorunlarıyla uğraşan siz meslektaşlarımın yanında olacağıma ve dergimiz aracılığıyla sorunlarımızın temeline inerek sizleri tek başına bırakmamaya söz veriyorum.;
Evet, Fatih çIRAKMAN sana zamanı ve mekânı seninle paylaşarak dergiyi bu güne getirmende özveri ile çalışan tüm arkadaşlarına ilk sayıda vermiş olduğun sözü tam üç yıldır tutuğun ve bundan sonra tutacağına bizleri inandırdığın için sonsuz teşekkür ediyorum. Nice yıllara Optimedia.
Hepinizin de bildiği gibi Türkiye de kültür pazarlamak en zor işlerden biridir. Bir de reklâm gelirleri ile yaşarken okuyucu taleplerine cevap vermek ve muhalefetin sesini duyurmak gerçekten yürek ister.
Hele böylesine zor bir zamanda her şey bir birine girmişken doğrudan yana tavır almak, sektörde güçler dengesinin bir terazi kefesi gibi her gün başka yana ağır bastığı bir dönemde muhalefetin sesini duyurmak, gerçekten yürek ister. Arkasında büyük bir tabanı olan bazı kurumlar bile bunu başaramazken…
Birçoğunuz çok iyi biliyor ki benim dernek yönetim kurulundan istifa etmemin nedenleri içindeki en önemli faktörlerden biri, bizim olduğunu sandığım dergide yönetim kurulundan onay almış yazımın sansürlenmesi idi. Ben seçimle gelmiş bir kurulun üyesi olarak yine bu kurulun denetiminde bize ait bir dergide özgürce yazamazmışım. Evet, bu ilk zamanlar kafamı oldukça karıştırmıştı ama muhalefet olarak meydanlara indiğimizde derginin yüzde ellisi bizim ama kullanmıyoruz veya kimse benim dergimde benim hakkımda yazamaz diyen bazı gurup temsilcileriyle konuştuktan sonra, durumu anladım. Sonuçta, eğer kazanırsak dergiyi fesih edeceğiz demekten başka diyecek bir şeyimiz yoktu ki bunu seçim propagandamızda sürekli gündeme getirdik.
İnsanlar bir yola çıkarken belirledikleri bir yol haritası vardır. Bu harita üzerinde ulaşmak istedikleri noktaya varmak için karşılarına ne kadar engel çıkarsa çıksın inançları onların karşılarına çıkan engelleri yıkma gücünü de beraberinde getirecektir. Bizler de mesleğimize olan sevgimizden ve meslektaşlarımıza verdiğimiz sözden asla taviz vermedik. Onlar için çıktığımız yolda onları yarı yolda bırakmadık. Yanlış yaptığımız zamanlar oldu ama asla teslim olmadık. Dengeler değiştiğinde güçlü olduğumuz dönemler oldu haykırdık, proje geliştirdik, zayıfladığımız zamanlarda da kaçmadık saklanmadık en önemlisi saf değiştirmedik.
Ama fazla güçlü bir ses getirmediğimiz bu gün için ortada. Arkadaşlar sektörümüz için birçok istatistik ortada dolaşıyor. Ama bir de meslek adamları olarak kayıtlı olmayan bazı gelişmeleri biliyoruz artık.
Bu gün itibarı ile yedi tane imalatçı arkadaşımızın imalat bandını kapatmak üzere olduğunu Sayın Dibi?nin basında çıkan haberlerinde izliyoruz.
Yaklaşık on beş arkadaşımızın BAĞ-KUR ile imzalanan anlaşmanın anlamsız bir maddesinden kaynaklanan sıkıntıdan dolayı binlerce lirası bloke durumda. SSK bizler için zaten kâbus oldu her ay yüz binlerce liramız kesilmekte. Sözleşme dışı uygulamalar yüzünden meslektaşlarımız mağdur olmakta. Yani küçük firmaların tamamı ister optisyenlik müessesi olsun ister imalatçı hepimiz bir yok oluş sürecindeyiz.
Peki, bu durum kime yarıyor ve bundan kim karlı çıkıyor? Hiç düşündünüz mü?
Kanun kime hizmet ediyor?
Yönetmelik neden tam uygulanmıyor?
Kimlerin zincir halkaları sürekli artıyor?
Dün gözlükçülerin kooperatifine kimler hangi nedenle karşı çıktı?
Bu gün federasyon ve konfederasyon oluşturma çalışmalarına kimler çomak sokmaya çalışıyor?
Gözlükçünün birliği için çalışan derneklerin ve yönetimlerin huzurlarını kimler kaçırıyor?
Dün kendi derneklerinin kongresine gelmeyip oy kullanmayan şahısları yeni dernek kurmak veya olağan üstü kongreye gitmek için kimler örgütlüyor?
İmalatçı derneğinin dejenere olmasının ve çıkarları birbirine ters olan ithalatçılarla yekvücut olmasının kimlere ne faydası var?
Optisyenlik okullarının hala kitapsız eğitim yaptıkları bir dönemde optometriyi denklikle ülkeye sokmayı kimler istiyor?
Bizler güneş gözlüğü satamadık bu yıl. Peki, ithalatçı firmalar kimlere ve nasıl sattırdılar bu gözlükleri?
Bazı büyük hastaneleri ve onları yandaşları olan sözde meslektaşlarımızın yaptıkları suiistimalleri durdurmaktan kimler kaçınıyor?
Artırdıkça artırabileceğimiz bu soruları sizlerde kendinize sorun lütfen.
Değerli arkadaşlar bugünlerde ülkemiz 30 Ağustos zafer bayramını kutlama hazırlığı yapıyor. Bu zaferle orta doğuda ve balkanlarda hatta dünyada güçler dengesini bozan bir milletin evlatları olarak yine bu dönemde dünyaya gelen Optimedia dergisinin bize tanıdığı şansla size sesleniyorum. Bu anlamlı zamanda bir de müjdem olacak. Anadolu derneklerinin İstanbul da yaptıkları toplantı bitti ve rağmen birliğin temeli atıldı. Federasyon ve konfederasyon oluşturma kararı alındı. Şimdi güçler dengesi kendisini rahatsız edenlerin aleyhine bizlerden yana değişti. Sektöre hayırlı olsun
Turgut çakar
|