Kısacık bir cümlede ne güzel anlatmış meramını Baki. Yani eğer inançsızsan geldiğin noktada kendini ilah gibi görebilirsin. İnsan egosunu tarif eden bu satırların anlamı yüzyıllardır hiç değişmedi. Bu gün bile çevremizde bu tür insanlar vardır. Hele bu insanlar belli mevkilere gelmişlerse ve elleri kalem tutuyorsa işte o zaman yandık, alır eline kalemi başlar yazmaya; koca bir millete, dava arkadaşlarına, kendi ile eş konumda olan insanlara ve tüm meslektaşlarına başlar hakaret etmeye. Nerede hata yaptıklarını araştırmak ve kendi öz eleştirilerini yapmak yerine, kolay yolu seçmiş ve kendinden başka herkesi suçlamayı daha uygun görmüşlerdir. Ne diyebilirim ki hayırlısı olsun. Dergilere konu olmuş kişilerin savunmasını yapmak bana kalmış bir şey değil bu konunun muhatapları gerekli cevabı verirler ya da vermezler bu onların sorunu. Hiç kimse için kalemşorluk yapmak niyetinde değilim. Ama bir meslek adamı olarak kendimi ve mesleğimi ilgilendiren bölümlerden duyduğum rahatsızlığı dile getirmek de benim görevim. Yazıdan çok, her zaman olduğu gibi zihniyeti irdelemek istiyorum. Bu zihniyet bizi gerçeklere götürecektir. Bugün yaşanan olumsuzlukların bu şekilde gelişeceği, zihniyetlerinin yanlış olduğu ve yarınlarda ciddi sorunlar yaşanacağı kendilerine defalarca anlatılmasına rağmen umursamaz davranan yöneticiler hep var oldu. Kendini toplumdan soyutlayan, temsil ettiği gruba her defasında hakaret eden ve başkalarının hakaretine sesiz kalan bir yönetim yalnızlığa mahkûm olmalıydı ve oluyor. Şimdi bundan dolayı kimseyi suçlamaya hakları yok. İlk olarak, hepimiz bilgi sahibiyiz. Fikirlerimiz bilgi birikimlerimizi kullandığımız için oluşuyor. Neler biliyoruz? Şimdiye kadar alışılagelmiş bir tanımlama olduğu için daha önce benim de kullandığım, ama düşününce çok da mantıklı gelmeyen bir ;katmanlar; sözcüğü var. Sektörümüzde katmanlar değil, pek çok eşit önemde ayaklar var. Kimse kimsenin üstünde ya da altında değil. Kimse kimseden daha önemli ya da önemsiz değil. Ama bu ayakların eşit boyda olması gerekir. Kiminin uzun kiminin kısa olması dengeyi bozacaktır. Birbiriyle eşit değerde olan bu ayaklar: Gözlükçü İmalatçı Nihai tüketici Sivil toplum örgütlerimiz ( dernek ) Devlet ve Kamu kurumları Gözlükçü: Yıllardır sağlıklı bir kanunu, yönetmeliği ve deontolojik kuralları olmayan bir meslek grubu olarak, bu güne kadar en temiz kalmış birkaç sektörden birinin mensubu. Bizler gözlükçü olarak bu sektöre artı değer katan tek ayağız. çünkü sektörden kazandığını tekrar sektöre çeviren de yine bizleriz. İş hayatımız boyunca kazandığımız para ile işyerlerimizi, teknik altyapımızı, makine parkurumuzu, dekorasyonumuzu ve bilgimizi her zaman yeniledik. Dünyadaki değişimi izleyerek bunu iş yerlerimize uyguladık. Yani paranın satın alacağı her şeyi, hizmette kaliteyi artırmak adına satın alarak mesleğe katkıda bulunduk. Bu yüzden de bizler hep göreli olarak diğer ayaklardan yukarıda kaldık. İmalatçı: Sektörün bu ayağı altın çağını yaşadığı dönemde kazancını sektöre harcamak ve işini geliştirmek yerine, ülkenin içinde yaşadığı enflasyonist ekonominin nimetlerinden yaralanmak için başka alanlarda yatırıma yönelmiştir. Dün markalaşmak, ürün çeşidini artırmak, satışı kolaylaştırmak için reklam ve promosyon malzemelerini artırmak, üründe sunum ve kaliteyi güçlendirmek için bir çaba sarf etmeyen imalatçı bu gün gözlükçünün gerisinde kalmıştır. Nihai tüketici: Bilinçli bir tüketici: · Bir mal veya hizmeti satın alırken temel gereksinimini ön planda tutar · Satın alacağı mal ve hizmetlerin kaliteli, güvenli, ucuz ve sağlıklı olması için araştırır · Firmalar arasında güvenilirliği ön planda tutar · Hakkını bilir, haklarına sahip çıkar ve savunur · çevreye karşı duyarlıdır. Yurdunun ve dünyanın her köşesini kendi evi olarak düşünür · Medyanın ve reklâmların etkisinde kalarak davranış göstermez · Tüketimin nesnesi değil öznesi olduğunu düşünür · Her çeşit savurganlık üre israfın karşısındadır · Tüketici haklarının yerleştirilmesi ve korunmasının tüketicilerin örgütlenmeleri ile sağlanabileceğine inanır Yıllardır birçok grup yukarıdaki veya benzeri çalışmaları yaparak tüketiciyi bilinçlendirmeye çalışıyor. Oysa optisyenlik müessesesine gelen bir tüketici aldığı ürününün hem sağlık, hem de estetik açıdan önemli olduğunu düşünerek hareket etmediğinden, gözlükçünün gerisinde kalmıştır. Devlet ve Kamu kuruluşları: Devlet on yıllar boyunca kanun koyucu görevi içine gözlükçülüğü almayı ihmal etmiş çağın gereğine uygun kanunları çıkaramayarak sektöre katkı sağlamadığı gibi gözlükçünün gerisinde kalmıştır. Kamu kuruluşları kendisine karşı sorumlu olduğu sigortalıların kullanacakları gözlüğün kalitesini ve sağlıklı kulanım süresini göz ardı etmiş gözlükçünün ürün ve bilgi ücretini değerlendirmek yerine, maddi fiyat politikası belirlemek gibi bir misyona bürünerek gözlükçülerin gerisinde kalmıştır. Sivil toplum örgütümüz ( dernek ): Bu gün itibarıyla belli bir yaşa gelmiş ustalarımızla sohbet etme şansını bulduğunuzda İstanbul da bir Sirkeci gurubundan söz ederler. Ustalarını anlatırlar. Bu ustalar birçok yoklukta Türkiye?nin ilk meslek örgütlerinden birini kurdular. Sonra bu kuruluşla mesleğin eğitim yolunu açtılar, uluslar arası meslek örgütlerine üye olmaya çalıştılar. İçinde yaşadıkları coğrafyanın her türlü olumsuzluklarına rağmen mesleği yukarı taşımak için kanun çalışmalarını sürdürdüler. Optisyenlerin meslek hakkını alabilmeleri için Cumhurbaşkanlığı makamı dâhil tüm kapıları çaldılar, dergi çıkardılar, internet sitesi kurdular ve asla yılmadılar yorulunca yerini başka arkadaşlarına devrettiler. Ama hiçbir zaman meslektaşlarını kötülemediler. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar, kafalarında kendilerine has meslektaş profili oluşturarak üst düzeyde olan gözlükçüyü bu profile uydurmaya çalışıyorlar. Sektörün diğer ayaklarını gelişmiş gözlükçü seviyesine çekmek yerine gözlükçüyü onların seviyesine düşürmeye çalışıyorlar. Göreve geldiklerinde ulusal basına meslektaşlarımızın yüzde ellisini kapsayan bir rakamın sahte diplomalı olduğunun, ölmüş meslektaşlarımızın ruhsatını veya fotokopi ruhsatı ile çalıştığının haberini yaparak tüm meslektaşlarımızı zan altında bırakanlar kim? Bu yetmedi yine aynı gazetenin yaptığı yalan yanlış haberde isimlerini kullandıran ve bu yazıyı tekzip etmeyenler kim? Sektöre sesleniş diye yayınladıkları yazıda bizleri hem maliyeye hem de kamuoyuna ihbar edenler kim? Bir tez ortaya atarak bizleri bu tez için peşlerinden sürükleyenler sonra da bunun tersine hareket ederek meslektaşlar arsında hizipleşmeye neden olanlar kim? Kurumlar karşısında bizleri savunmak adına eylemlerde bulunmak yerine kurumlarla çatışmadan uzak kalmak adına gözlükçülerin noter önünde mağdur olmasına neden olanlar kim? Gözlükçülük için güçlü bir lobinin oluşmasını sağlamak adına çalışmaktansa bu lobiyi oluşturacak diğer gözlükçü derneklerine biz büyük derneğiz bize ilhak olun diyenler, böylece diğer derneklerin küsmesine ve güçler dengesinin bozulmasına neden olanlar kim? Bütçe uygulama talimatı, kurumlarla yapılacak sözleşmeler ve S S K provizyon sistemi gibi önemli konularda gözlükçülüğü dize getirmek için konulan cezai maddelerle, içinden çıkılmaz durumlara sebep olanlar kim? Durun ve düşünün bu soruların cevabı hepimizi ilgilendiriyor. Hepimiz yeterince bilgili ve fikirleri olgunlaşmış bireyler olarak mesleğimizi icra ediyoruz. Bunu anlamamakta direnenlerin ne düşündüğü ile değil, bu düşüncenin bize yansıyan kısmıyla mücadeleye de hazırız. DOLUNAY ECZANE OPTİK Turgut çAKAR
Kaynak: Optimedia Optik Haber Haziran Sayısı
|