3/10/2006 (13:6) | Taylan KüçüKER'in Yazısı ‘?Tüzel kişilikler ve onu temsil edenler, nasıl meslek menfaatlerinin üzerinde olabilir? Sorusuna halen cevap bulabilmiş değiliz??? İfadesiyle sektöre ve temsilcilerine soru yönelten İstanbul Derneği Sayın başkanına cevap veriyorum. Kayseri de imalatçılar derneği başkanı Sayın Mehmet Dibi?nin organizasyonu ile geniş katılımlı sektörde birlik ve beraberliğin sağlanması kapsamında çok önemli bir toplantı icra edildi.
Tüm dernek başkanları, imalatçıları temsilen Sayın Mehmet DİBİ, Sayın Rüştü BüYüKBAYRAK, Sayın Bekir HOCAOĞLU ve Kayseri den çok sayıda meslektaşımız da dinleyici olarak katıldı. özetle, sektörün tüm temsilcileri oradaydı. Bu toplantıda oda ve birlik için bir çalışma grubu oluşturuldu. Sayın Abdullah AYDIN Kayseri toplantısında eğer oda ve birlik çalışması başarılı olmazsa ;federasyon ve konfederasyon çalışması kaçınılmazdır; şeklindeki ifadesi CD kayıtlarında mevcuttur.
Tüm sektörün desteklediği, Sektör yararına Türkiye için, Tüm derneklere açık olan, dernekler kanunun emrettiği yasal zeminlerde yürütülen bu çalışmanın sadece İstanbul derneği tarafından sabote edilmeye çalışılması ve karşı olunması, Sayın Abdullah AYDIN?IN Kayseri?de ki ifade ve tutumu ile çelişmektedir. Bu davranış yasalara ve tüzel olarak kurulmuş diğer derneklere en hafifinden saygısızlıktır.
Yine anılan şahıs; Dernekler küçük, lokal(Mahalli), organik tasdik derneği diye ECOO? lara kadar iletmiş, başkanları içinde deli, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, elleri sıkılmayacak, adam bile denmeyecek, zihni kurnaz, basit insanlar diyerek her ortamda yasalara göre ciddi suç teşkil eden aşağılayıcı ifadelerde bulunmaktadır. Meslek adına yapılan bu çalışmalara gönüllü hiçbir menfaat gözetmeden öncülük edenleri karalamak, çamur atmak bu oluşuma katılmayı ve desteklemeyi düşünen dernek başkanlarını vazgeçirmeye çalışarak bu oluşumu engellemek ve sabote etmek, konfederasyon aleyhinde yazılar kaleme almak mı bu mesleğe hizmettir? (!)
Bu davranışı Kayseri deki tutum ve konuşmaları ile açık bir şekilde çelişmektedir. Bizlerin amacı, oda ve birlik oluşana dek, meslek adına alınacak ortak akılla alınacak kararları kamu kurum ve kuruluşlarına demokratik zeminde seçilmiş sözcüsü ile iletmektir.
Sayın Abdullah AYDIN; sözlü, yazılı her fırsatta, her ortamda birlik ve beraberliğin erdemlerinden söz etmektedir. Ancak, birlik olmak yan yana durmak değildir. Birlik kurumsal yasal yapısının oluşturulması, teşkilatlandırılması ve çalıştırılması ile tüm sektörün temsil edilebilmesi ile bir anlam kazanır. Söz konusu Sayın Başkanın yasal dayanağı olmayan çözüm önerisi(Birlik) ne yazık ki çözümsüzlüktür. Amaç, birlik değil mevcut dağınık yapının bu çözümsüzlük içerisinde sürdürülmesidir. Birlik sadece zihinlerde kurulmaz, yasalarla kurulur.
Gücünü yasalardan almayan Kanunsuz birliktelikler bir meslektaşımızın söylediği gibi imam nikâhıdır. Türkiye hukuk devletidir. Birlik olmanın adresi TBMM çatısı altında çıkarılan yasalardır. Ama yasal olmayan bir şekilde derneğini birlik ilan ederek, ilgili başkanı da sanki tüm derneklerin temsilcilik görevini yüklenmiş gibi, genel başkan sıfatıyla kamu ve kurumlarla görüşmeye devam etmektedir.
Türkiye?de hiçbir oluşum veya şahıs TBMM meclisinden özel meslek kanunu çıkarılmadan birlik adında bir meslek örgütü kuramaz, kurdukları da birlik kabul edilemez.. Yazısı içerisinde geçen hemşireler birliği ifadesi bilinçli seçilmiş dezenformasyondur (Yanıltma, bilgi çarpıtma) çünkü Türkiye?de Hemşirelik Kanunu TBMM sinden çıkmadığı için Türk hemşireleri birliği de bulunmamaktadır. Oftalmoloji derneği üyeleri olan, Göz hekimleri aynı zamanda yasa ile kurulmuş Türk Tabipler Birliğinin üyeleridir. Burada verilmesi gerekli; Doğru örnek Türk Tabipler (TTB) ve Eczacıları Birliğidir.
(TEB) Türkiye?de 47 eczacı odası ve yasayla kurulmuş tek birliği (1956) bulunmaktadır. Türk eczacıları birliği, başkanının unvanı da Türk Eczacıları birliği Başkanıdır. Genel başkan değildir. İlk oda İstanbul da kurulmuştur diğer açılan odalar küçük odalar olarak isimlendirilmemiştir. İstanbul dışında da TEB?e başkanlık yapan eczacılar olmuştur. Türkiye hukuk devletidir. İlk oda İstanbul herkes bu oda çatısı altında birleşecek ısrarında hiç bulunmamıştır. çünkü gücünü yasalardan almaktadır. üye sayısı ne olursa olsun, dernekler gücünü üyelerinden alan yerel temsil kabiliyetine sahip yapılanmalardır.
Demokratik yapılanmalarda; üye sayısının çok olması derneğe temsilde öncelikli ve güçlü kılmaz. Dernekler kanununun emrettiği üst çatı olan konfederasyon, gücünü derneklerin oluşturduğu federasyonlardan alan ulusal temsil yetkisine sahip yasal bir tüzel yapılanmalardır.
Devletin ilgili kurum ve kuruluşları faaliyet ve görüşmelerde her zaman bu yapıyı tercih etmiştir ve edecektir. 3 federasyonun oluşturduğu yapı dernekler kanununda krallık değil konfederasyon olarak isimlendirilmektedir. Eğer bir krallık tanımlaması yapılması gerekirse; bir kişinin derneğini yasal olmayan şekilde birlik, kendisini de Genel başkan ilan etmesidir. Başkanlık dernekler arasında dönüşümlü yapılacaktır. Bunun neresi krallıktır. Buna rağmen, anılan şahıs, yazısında başkanları maaş alıyormuş gibi suçlayıcı ve zan altında bırakan açıklaması ahlaki ve etik değildir.
Oluşturulan Federasyon ve konfederasyon tüzüğünü görmeden genel kurulu yapılmadan bu tür açıklamalar belden aşağı vuran ifadelerdir. Kendi adıma yaptığım hiçbir çalışmada ne dün maaş aldım nede bundan sonra görev verilirse hiçbir maaş almadan görevimi yapacağımı deklare etmek isterim. Bırakın maaş almayı kitap yazımından 2.500 milyar yasal telif hakkımı İstanbul derneğine bağışladım. Eskişehir?den aldığım ders ücretlerinden 1.500 milyar kendi derneğimize bağışladım. Lazer çalışmaları için Sayın Mehmet DİBİ ‘nin şahsıma yapmak istediği bağışı kabul etmedim.. Sektör üye ve 5193 Sayılı Optisyenlik hakkındaki kanunun emrettiği toplumun ve fertlerin sağlığı dışında hiçbir çıkar ve siyasi bir amacı olmayan konfederasyon oluşumunun mesleği siyasallaştırdığı iddiası ile neyin kastedildiği doğrusu tarafımızdan anlaşılamamıştır.
Kurtuluş Savaşında Müdafa-i Hukuk Dernekleri altında dağınık şekilde yürütülen kurtuluş hareketleri Atatürk?ün yüce şahsiyet ve önderliğinde, Anadolu da meclis çatısı altında yasal bir zemine oturtulmuştur. Bağımsızlık hareketi demokratik yasal zemin üzerinden hareket ederek İstanbul da oturan ve Türklerin yasal temsilcisi olduğunu iddia eden ancak Türk milletine en büyük kötülüğü şahsi menfaatleri için yapan padişahın tüm yetki ve yönetim erki elinden alınmıştır. ''Kurtuluş Savaşında Anadolu?da başlayan hareket, bu kez yine Anadolu?dan başlamış bulunmaktadır;
64 yıllık süreçte mesleğe uzun yıllar liderlik edenlerin hizmetleri(!)herkesçe bilinmektedir. Bu hizmetlerden 93 ‘de yararlanalar(!) ve onların hizmetleri de(!) (Mesul Müdürlük-Zincir Mağazalar gibi) bilinmektedir. Konfederasyon yapılanması bütün derneklere açık sektör yararına ve Türkiye içindir. Nihai hedef oda ve birlik oluşumu gerçekleşene kadar kullanılacak ara hedeftir. Konfedere yapı ile oda ve birlik yapısına ulaşmak daha kolay ve hızlı olacaktır. Bu uğurda çıkarken akıttığımız ter, meslek adına tüm meslektaşlarımızın sevinç gözyaşlarına dönüşecektir.'' Saygı ve sevgilerimle Taylan KüçüKER Eczacı-Gözlükçü
www.sigozder.com
|