24 Mayıs 2012 9:39Mergopderi Favorilerine Ekle   |   Giriş Sayfan Yap Ziyaretçi Defteriİletişim Site Haritası
Mergopder Logo Derneğimiz Gözlükçüler ve Optisyenler Konfederasyonu Üyesidir
 
 DUYURULAR:
 
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Anasayfa
Haberler
Dernek Tarihçesi
Dernek Üyeliği
Kanun ve Yönetmelikler
Göz Sağlığı
Teknik Konular
Tarihten Kısa Kısa
İlanlar
Videolar
Programlar
Haber Arşivi
Optikprovizyon
Medula Optik Uygulaması
Emekli Sandığı
Bağ-Kur
S.S.K.
T.S.K.
Linkler
Sivas Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
İzmir ve Ege Gözlükçüler, Optisyenler Derneği
İstanbul Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Erzurum Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Antalya Bölgesi Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Konya Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Tüm Optisyen - Gözlükçüler Dernekleri Federasyonu
Optimedia Dergisi
T.C. Kimlik No Sorgulama
S.S.K. Sicil No Sorgulama
Vergi No Sorgulama
GÖZL.OPT. KONFEDERASYONU
OPTİSYENLER.ORG
Optisyenin Sesi
Trabzon Gözl. Derneği
Türkiye Gözlük Sanayicileri Derneği
OPTİSYENLER BİRLİĞİ


 

Turgut Çakar'dan...


--------------------------------------------------------------------------------
 
Beyin gücü ve konformizm!

Günümüz dünyasında gelişmiş toplumlardan değil, insanına ve onun zihinsel gücüne yeterli değeri vermeyi öğrenmiş ya da öğrenememiş toplumlardan bahsedilebilir. Zengin ve bol kaynaklara sahip olmak, toplumların kalkınması için gerekli ancak yeterli değildir. Zira bugün dünyada “en etkin” ve “en güçlü” olan memleketler; kaynakları zengin olan ülkeler değil, toplumsal aklını en iyi organize eden ülkelerdir.

Bireysel, toplumsal ve örgütsel olarak beyin potansiyelini kullanmayı öğrenmek, başarılı olmanın en önemli gerekleri arasında yer alır.
Bir örgütün başarısı, üyelerinin toplam beyin gücünü, finansmanını ve zaman kaynağını amaçlarına uygun biçimde kullanmasına bağlıdır. Bu üç unsur arasında en önemli olanı, örgütün sahip olduğu beyin gücüdür.

Beyin gücü örgütte çalışan insanların bilgi, deneyim, girişim ve örgütlenme yeteneği ile yönetim kabiliyetlerini kapsar. Finansman kaynağı, zaman veya diğer üretim faktörlerinin varlığı, beyin gücü olmaksızın hiç bir anlam ifade etmez. Zira örgütlerin her türden para hareketleri, teknolojik gelişme ve uygulamaları aktif veya pasif, rasyonel veya irrasyonel, etkili ya da verimsiz kullanılabilmesi, sahip olunan beyin güçleriyle yakından ilişkilidir.

Babası, Sony İmparatoru Akio Morita’ya şöyle tavsiyede bulunmuştu: “Unutma, patron olman, etrafındakileri itip kakma hakkına sahip olduğun anlamına gelmez. Kararlarında ve başkalarından yapılmasını istediğin şeylerde çok açık seçik olmalı ve bütün sorumluluğu üstlenmelisin. Başkalarını azarlamak ve suçu atacak birilerini aramak yanlış olur”. Bu tavsiyelerin gerisinde Japon’ların beyin gücüne verdikleri önem vardır. Japon geleneklerinde, birlikte çalışan kişilerin yeteneklerini paylaşıp, bunları herkesin yararına olacak şekilde kullanmak ibadet gibi kutsaldır. Onlar, bireysel aklın sınırına inandıkları için örgütte çalışan insanların tamamının aklından yararlanmayı benimsemişlerdir. Yani işletmede beşbin kişi varsa, tamamının kas gücünün yanı sıra, beyin gücünden de yararlanma yolunu seçmektedirler. Başarı, etkinlik, teknolojik liderlik ve rekabet gücü tamamen örgütün sahip olduğu beyin gücünü kullanabilme yeteneği ile ilgilidir. Bu gücü en iyi kullanan örgütler, sahasında lider durumuna yükselmektedir.

Örgütlerde çatışma, uyumsuzluk ve geriliği üreten temel faktörlerin başında, insana ve yeteneklerine karşı olan duyarsızlık vardır. Başarısız kuruluşlar, insanların beyin gücünden yararlanmak yerine, onları güdük ve etkisiz bırakmayı strateji olarak benimserler. Beyin gücünü önemsemeyen örgütler konformist insanı özendirirler. Örgütlerin konformistliği (aşırı uyumculara) kutsaması bireyleri rahatlarına düşkün kişiler yapar.

Konformizm, bireyleri yabancılaştıran önemli bir olgudur. Zira yabancılaşma, bireyin rahatına kıyma yeteneğini kaybetmesiyle başlar. Konformistler yumuşak başlıdırlar ve nasıl yönetildiklerini dahi merak etmezler. Yönetenlerin hem “en iyisini bildiklerini” hem de “bir bildiklerinin var olduğunu” düşünürler. Onlar, gözlerini kapayıp vazifesini yapmak gibi bir algıyı, kendisine rehber edinmişlerdir. Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan, “evet efendim” geleneğine sahiptirler.

Yönetimler genellikle çalışanlarının konformist olmalarını arzularlar. Halbuki, yaratıcılık, değişim ve gelişme, sisteme ve statükoya uyum sağlamanın değil, meydan okumanın sonucunda meydana gelir.
Konformistlerin kendi geleceklerini etkileyecek konularda bile “hayır” deme ve şaşırma yetenekleri yoktur. Konformizm, kendi şahsiyetine ve özüne yabancılaşmanın sonucu olarak ortaya çıkar. Türkiye’de konformistliğin ödüllendirilmesine karşın, beyin gücünün önemsizleştirilmesi esastır. Ülkenin temel sorunu da budur.

Gönderen Turgut ÇAKAR- Dolunay eczane optik
Özcan Yeniçeri-Yeniçağ Gazetesi 

http://www.istanbuleczaciodasi.org.tr/_forum/viewtopic.php?t=2524





Geri Yukarı Git Yorum Ekle Yazdır
BU HABERE İLİŞKİN YORUMLAR
Gönderen: mehmet E-Posta Adresi: gulum_657@hotmail.com Tarih: 01.05.2009 0:02:
Nedense insanlar inandıklarını yaşadıklarını değil de farklı yüzleri ile toplumda dolaşmakta ve yazmaktalar.Keşke bu yazıyı yazanın kişiligini ve güvenirliğini bilseydik
MERGOPDER - Turgut Çakar'dan...
Mercek Altında Forumlarına Gönderilen Son Üç Mesaj
YEŞİLKART 2012 UYGULAMALA... Yazar :netdunya
YENİ ...UMARIM BİRİLERİ O... Yazar :netdunya
Ynt: yeşilkart ödemeleri ... Yazar :zeynep özdeniz
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri Mersin Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği © 2008 Tüm Hakları Saklıdır. Web Tasarım, Barındırma, SEO : Hira