24 Mayıs 2012 11:28Mergopderi Favorilerine Ekle   |   Giriş Sayfan Yap Ziyaretçi Defteriİletişim Site Haritası
Mergopder Logo Derneğimiz Gözlükçüler ve Optisyenler Konfederasyonu Üyesidir
 
 DUYURULAR:
 
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Anasayfa
Haberler
Dernek Tarihçesi
Dernek Üyeliği
Kanun ve Yönetmelikler
Göz Sağlığı
Teknik Konular
Tarihten Kısa Kısa
İlanlar
Videolar
Programlar
Haber Arşivi
Optikprovizyon
Medula Optik Uygulaması
Emekli Sandığı
Bağ-Kur
S.S.K.
T.S.K.
Linkler
Sivas Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
İzmir ve Ege Gözlükçüler, Optisyenler Derneği
İstanbul Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Erzurum Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Antalya Bölgesi Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Konya Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği
Tüm Optisyen - Gözlükçüler Dernekleri Federasyonu
Optimedia Dergisi
T.C. Kimlik No Sorgulama
S.S.K. Sicil No Sorgulama
Vergi No Sorgulama
GÖZL.OPT. KONFEDERASYONU
OPTİSYENLER.ORG
Optisyenin Sesi
Trabzon Gözl. Derneği
Türkiye Gözlük Sanayicileri Derneği
OPTİSYENLER BİRLİĞİ


 

Çocukluk Çağındaki Gözle İlgili Psikonevrozlar [1944]...D.W. Winnicott
Bir çocuğun, görmeye  önem verdiği veya körlükten korktuğu ve aynı zamanda bu konudaki korku ve ümitlerinin büyüklüğüyle başetmekte ciddi şekilde zorlandığı kolayca söylenebilir.
 
özellikle çocuklarla ilgilenen göz doktorlarının var olması, çocuklara özel bir yaklaşımın gerekli olduğu gerçeğinin genel olarak kabul gördüğünü gösterir. çocuk hastasıyla ilişki kuramayan bir klinisyenin, anatomi, fizyoloji ve gözün patalojisiyle ilgili bilgisi çok az işe yarar ve doktorun çocukla ilişki kurma becerisi de en çok,  çocuğun duygularını anlamasına ve onun, çocuğun umutlarına, şüphelerine ve korkularına olan inancına bağlıdır. çocuk,  kendisine inanan  doktoru  çok çabuk kabul eder, muayeneye izin verir, hatta yardımcı olacak şekilde işbirliği yapar. Böylece çocukların hislerine inanan doktor iyi bir psikolog olarak işe başlar.
 
Bu düşünceden hareketle,  sıradan doğal bir şekilde halledilmiş vakalarla her seferinde çok sayıda başarılı psikoterapi de yapılmış olur. Diğer taraftan zarar da yapılmış olabilir. çok çarpıcı bir örnek olarak, çocukluğu küçükken götürüldüğü göz cerrahının bir sözüyle mahvolan bir arkadaşımın deneyimini aktarabilirim. Doktor, annesine çocuğun önünde:?kızınız retinis pigmentosa hastalığından muzdariptir ve  ilerde kör olabilir?demiş. Bu tabii ki yanlış bir tanı ama önemli olan nokta cerrahın, bunu küçük  kızın önünde söylemesinin önemini bilmiyor olmasıdır. çocuk, bütün çocukluğunu kör olacağını bekleyerek geçirdi, kendini   okuyabildiği sürece her şeyi okumaya zorladı ve sürekli  gözlerini kontrol etti. Şimdi 50 yaşında, doktorun sözlerine  rağmen kör olmaktan kurtulabileceğine inanmaya başlıyor. çocuklar, gayet doğal bir şekilde kendilerini, gözlerinin veya bedenlerinin her hangi bir parçasının hamisi olarak hissederler ve eğer gözlerini sağlıklı tutamazlarsa emaneti koruyamadıkları  hissine kapılırlar.
 
Benim bütün bu makalem, sıradan vakalarla olması gerektiği şekilde başedilmesi ile ilgili olabilirdi ama ben, gözü etkileyen psikolojik hastalıkları tanımlamaya devam etmek zorundayım. En başta,  olağan ve yaygın durumlara dikkat çekmek istiyorum.
 
üç grup psikolojik belirti tanımlanmalıdır. Birinci grup belirtiler, kişiliği tatmin edici bir şekilde yapılanmış olan çocuklar tarafından gösterilirler. Diğer uçta, ya birincil olarak oluşmuş ya da gelişmelerindeki başarısızlık sonucu olmuş  hatalı kişilik yapısına bağlı belirtiler vardır. Bunların arasında depresyonun etrafında kümelenen belirtiler yer alır. çok fazla üst üste çakışma olduğundan bu üç gurubu   açık bir şekilde belirlemekte zorlanabilirim..
 
PSİKONEVROZ
Bir çocuk,  erken duygusal gelişimi normal bir şekilde ilerlemesine ve kişilik yapısı tatmin edici olmasına rağmen her çeşit hastalık belirtisine hatta ciddi belirtilere eğilimli olabilir ve  bunlardan bir kısmı da gözle ilgili olabilir. Buna bir örnek göz ovuşturması verilebilir. çok iyi bilindiği gibi, göz ovuşturmasının başlangıcı, kızamığı veya bazı başka enfeksiyonu takiben blepharitis olabilir fakat her zaman ona ilaveten bir duygusal neden vardır ve bazı belli vakalarda da her şey psikolojik nedenlere bağlı olarak sonuçlanmıştır. Bir uyarı olarak: Psikolojik meseleleri doktor dinleyicilere tanımlamaktan biraz korkuyorum. Doktorlar her bir belirtiyi tedavi etmek ve iyileştirmek zorunda görünürler ama psikolojide bu durum bir tuzak,  bir sanrıdır. Kişi( doktor) belirtileri, onları iyileştirmeye çalışmadan kaydedebilmelidir çünkü her bir belirtinin hasta için bir değeri vardır ve çok sık olarak da onun bu belirtileriyle kalması daha iyi olabilir. Her hangi bir vakada doktor, kendisine tanımlananı hemen nasıl iyileştireceği gibi  sorulara  cevap vermeksizin   psikolojik sorunları  tanımlayabilmelidir. Bir hastayı en yararlı şekilde tedavi etmek için o, genellikle pek çok iş yapmalı veya bazı ağır yükler paylaşmalıdır. Mantıksız bir şekilde hücum eden belirtilerle ancak alttaki zihinsel çatışma tanınırsa  baş edilir. Mesela bir çocuk yalnız ve morali bozuk (depressed) olabilir ve göz ovuşturması da çocuğun, dayanamayacağı duygulara karşı doğal  savunması olan uykusuzluğa ait  bir göz kaşınmasının,  aşırıya kaçmış bir durumu  olabilir. Ya da, belki de göz kapaklarında yanma hissi de dahil olmak üzere, normal bir duyumsamanın her çeşit  aşırılıklarıyla baş etmek zorunda  kalan aşırı heyecanlanmış bir çocuk olabilir.
 
Doğal, iyi bir görüş için  işe karışan gözlükten söz etmem iyi olacaktır. Pek çok çocuk gözlük takmaya aldırmaz ama belli sayıda bazı çocuklar gözlük takmayı daha iyi görmek istemelerine karşılık bir cezalandırılma olarak görürler. Gözlükler onu takan çocuklar için hemen bir anlam kazanırlar. Ağızdaki cihazlar, kemikler için kullanılan destekler(splints), veya giysiler gibi, gözlükler de, çocuğun kişiliğinin bir parçası olurlar. Gözlüğün fetiş nesnesi olduğu çok fazla  söylenir ama bu açıkça daha fazla yetişkinleri ilgilendirir. Bazen çocukların gözlüğe ve göz muayenesine olan tepkilerinin içinde  bulunabilen göz ve gözlükle ilgili   sapkınlıklar önemlidir.
 
Şimdi gözün kendisinden söz edelim. Gözün karmaşık fonksiyonu, çocuk onu olağan yolla kullandığında kolayca işler ama eğer göz,(bilinçdışı olarak) bedenindeki başka bir organının yerine kullanılırsa ne olur? Eğer  içeriğinde uyarılabilen dokular barındıran ve heyecanlandığı zaman değişebilen bir organın yerine geçtiyse ne olur? Bu durumda göz sadece görme organı değil ama aynı zamanda vücudun heyecanlanabilen parçası haline gelir. Bundan sonrada arazlar ortaya çıkar. En önemli değişiklik kullanıma dayanan ihtiyaçtan fazla kan toplanmasıdır ve sonuç göz yorgunluğudur. Bedenin diğer kısımlarına ait olan korkular, gözde canlandırılırlar ve gözlükler de çocuklar tarafından, heyecanlanan ve bundan dolayı göze çarpar hale gelen gözleri saklamak için kullanılır. Histerik körlük, özellikle göz, görmekten daha fazlasını yaptığı,  kontrol ettiği zaman, görmekle ilgili bir suçluluk duygusu ile ilişkilidir. Size önemle hatırlatmalıyım ki, bir hastadan, kendisinde neler olup bittiğine dair farkındalık beklenilemez ve çocuğun isterse histerik arazların üstesinden gelme gücüne sahip olduğunu hayal etmek ve ona açıklama yapmaktan medet ummak doğru değildir. Psikolojik çizgideki böyle vakaların  tedavisi, kendisi kolay heyecanlanabilen bir organ olmayan gözün, normal  kolay heyecanlanabilen bir organla  yer değiştirmesinin yararının nedenlerinin araştırılmasını da kapsayacaktır. Uyum felci,?(Paralysis of accomodation), özellikle ilk esas korkutucu durumun(sahnenin) kontrol edilmesiyle ilgili girişiminin olduğu bir durumda, görüntü anılarının bastırılmasıyla  kolayca canlandırılabilir. Ben, ortaya çıkma nedeni kesin olarak bir bozukluğa bağlı olmayan, göz kırpıştırma, göz yorgunluğu gibi bütün önemsiz göz arazlarının,  yasak olduğu düşünülen şeylerin görüntüsünün neden olduğu bilinçdışı suçlulukla ilişkili olduğunu saptadım.
 
DEPRESYON
Şimdi depresyona ve bu çeşit bir zorluğun göz sorunlarının ortaya çıkmasındaki oynadığı rolle ilgili bölüme geldim. çocuklarda da yetişkinlerde de olduğu gibi depresyon, bir duygu durum(ruh hali) olarak tanınır ve klinikte, genel olarak yaygın endişeli huzursuzluk veya zorlayıcı bir hareketlilik ve canlılıkla depresyonun yadsınması şeklinde ortaya çıkar. Bununla birlikte, yetişkinlerin depresyon evresindeki gibi, kasıtlı veya kaza ile kendini yok etme girişimleri ve bütün bedenine veya bedeninin bir parçasına ait hipokondriak kaygılar da görülebilir. Depresyon seyrek görülen bir hastalık olmaktan çok uzak, yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da çok yaygın bir durumdadır ve hatta her zaman da anormal olarak nitelendirilmesi gerekmez; hipokondriak  kaygı normal bir merakla  birleşir. Depresyonun normal yüzü, birinin kendi bedeninin sağlığına meraklı  olması, o iyi olduğu zaman bundan mutlu olması ve hastalandığı zaman da iyileştirmek istemesidir.  üzüntüden kaçışa ait olan kuru gözler göz sıvısı enfeksiyonu ve tahrişe eğilimi ortaya çıkarır bundan dolayı üzüntüyle akan gözyaşları fizyolojik olarak da değer taşır.
 
Hipokodria, başka bir yerde olduğu gibi gözde de görünür ve doktorun bu konuda ne olup bittiğini bilmesi çok önemlidir. İlk olarak o, annenin hipokondriasıyla çocuğun hipokondriasını birbirinden ayırdedebilmelidir. Pek çok çocuk, annelerinin hipokondriak hastalığı nedeniyle gözlük takarlar veya en azından gözleri sık, sık  test edilir. Annenin hipokondriası ile, çocuğunun görmesiyle ilgili doğal merak hissi arasında çok kesin bir çizgi yoktur ve bundan dolayı doktor annenin merakına izin verebilmeli ve imkan bulduğunda ona,?sorumluluğu benimle paylaş,  belli aralıklarla bana gel; şimdi bu çocuğun gözleri normal? demelidir. Eğer doktor hipokondriak anneye,? çocuğunuzun gözlerinin iyi olduğunu düşünüyorum ama biz Wasserman Reaksiyonu, kan sayımı ve bir Mantoux yapmalıyız ve çocuğun bir psikoloğa gitmesi de uygun  olur? derse, anne rahatlamaktan çok uzak olarak, çocuğunun sağlığı için endişe etmesinin, onun yaşam boyu görevi olduğuna ikna edilmiş olacaktır. çocuğun kendi hipokondriası daha da  dikkatle idare edilmek ister ve en basit kural da, çocuğun gerçeği duymasının gerektiğidir. Bir çok vakada, doktor ne bulduğunu, ne yapılmasını önerdiğini ve bu önerilerin ilerdeki gelişimlerde nasıl gözleneceğini, anneye olduğu kadar çocuğa da  söyleyebilir. Doğru  rahatlatma, çocuk için bir tehlike olduğu imasını taşıyan rahatlatıcı kelimelerden ve rahatlatıcı bir tonda söylemekten değil gerçeğin  ifadesinden gelir. Göz doktoruna gelen çocukların büyük bir kısmı gözlerinin ya iyi olduğu veya sadece gözlüğe gereksinimi olduğuyla ilgili rahatlatılmayı kabul edebilirler. Oysa diğer  bir kısmı  rahatlatılmayı kabul edemezler ve kendilerinden bir şeyler saklandığı hissine kapılırlar. Bu gibi durumlar, her ne kadar bu konu son derece önemli olsa da burada tanımlamanın uygun olmayacağı daha ihtisaslaşmış bir idare ister.
 
Kolaylıkla atlanan çocuksu intihar eylemleri ve çocuk depresyonu aslında çok gerçektir. çocuk kendisiyle ilgili bir şeyin hatalı veya zayıf olduğunu hisseder. O bedensel olgulardan fiziksel olanı kolaylıkla ayırt edemez bundan dolayı ya hastadır, ya  diaresi vardır,  ya da  kendisini bir kazaya uğratır. Düşer veya sıcak çaydanlığın üzerine dökülmesine neden olur, ya da içinde kum taneciği olan gözünü çizilip enfekte oluncaya kadar kaşır.  Bazen göz,  bunu en iyi şekilde parmak emme eylemiyle birleştirip karşılaştırarak tanımlayabileceğimiz gibi, depresyona  karşı kişinin kendini güvenceye alma  girişimine dahil olur.  Parmak, endişeli ve yalnız bebeğin ağzında veya hemen yanıbaşında olmasına ihtiyaç hissettiği memeyi ve biberonu temsil eder. Bundan dolayı çocuk, ne yutulan ve ne de dışarıda bir yere giden, orada hemen ağzının birkaç santim uzağında olan annenin memesini ve yüzünü bütün detayıyla görebilen  gözlerinin pozisyonuna da yeniden kavuşmaktan güven duyar.
 
Bu durumdaki vakalar, öznel görme ile nesnel algı arasındaki bir uzlaşma olarak tanımlanabilir.  hiçbir şekilde  şaşılık mevcut olmasa da, gözler sıklıkla aşırı okuma isteğinin yönettiği  bir zorlanmanın devamlı gerginliğine ciddi bir şekilde katılırlar. On bir  yaşında yakın görme (near sight) geliştiren hastalarımdan biri bana uyumak için kullandığı  tekniğini şöyle tanımladı; Sonunda uyumaya karar verdiğinde çok iyi bildiği bir kitabı alıyor ve onu gözlerine, yüksek derece olan gözlükleri olmaksızın okuyabileceği, çok yakın bir yerde tutuyordu. Sonra artık uyanık olduğunun farkına varamayıncaya kadar o bildiği satırları tekrar tekrar okuyordu. Doğal olarak  ışıkları söndüremiyordu. Uyanırken de aynı uykuya dalmadan önce olduğu gibi, okuyor olmalıydı ama bu sefer kitabı, sayfayı, konuyu ve yazıyı sanrısal olarak görüyordu. Kalktığında gerçek kitabı yere düşmüş olarak bulup şaşırıyordu. Böyle bir vakada sanırım  birleştirme (veya birleşme) ve yakın  uyum (convergence and near accomodation) en azından hafif  uyku boyunca devam ediyor olmalıydı.
 
Uykuda gözlerin dinlenmesi ile ilgili bütün sorular benim ilgimi çeker. Ben, pek çok kişinin gözlerinin, uykuda çok miktarda  çalıştığını  ve uyanık olduklarında gözlerini dinlendirmek için bir nesneye baktıklarını  düşünüyorum. Kendi gözlerinin köle yöneticisi(slave-drivers)olarak tanımlayacağım bir grup çocuk herkesçe azçok  duyulmuştur. Onların, kitabı gözlerine çok yakın tutarak okumalarını durduracak her hangi bir girişimin,  başarısızlığa uğraması ve onları ümitsiz ve kaybolmuş hissettirmesi muhtemeldir. Bu durum çocuğun yaşamında çok erkenden başlayabilir ama diğer yandan erinliğin başlangıcı boyunca veya her hangi bir zamanda da oluşabilir. Gözün, göz doktorundan bundan daha fazla talepkar olduğu başka bir durumu yoktur.
 
PSİKOZ
Şaşılık konusu psikolojik açıdan araştırılmaya ihtiyaç gösteren bir konudur.  Şaşılığın tamamen psikolojik nedenle olabileceğine dair iyi delillerim var ve zannederim çoğu göz doktoru da benimle hemfikir olacaktır. Buna rağmen iş gerçek mekanizmaların tanımlanmasına gelince kendimi o zeminde emin hissetmiyorum. Parmak emme gibi, yakın uyumla sürdürülen, memeyle en erken ilişkinin hatırlatıcısı ve rahatlık vericisi olarak içsel şaşılıktan bahsettim. Bir başka çeşit şaşılık vardır ve bu genellikle dışsal şaşılıktır, bundaki sorun, kişilikteki bir bölünme ile ilişkili olarak,  iki gözün aynı amaçla çalışmaması olarak görünür.  Bu, sanki kişinin egodaki bölünmeyi gözleri arasındaki koordinasyon eksikliği ile canlandırmasıdır. Bunu örnekle anlatmak için size dış şaşılık geliştirerek her iki gözünü de ayrı ayrı kullanan, büyük  bir okulun müdürü olan,   çok zeki bir hanımı örnek vereceğim.  Sol gözü onun yalnızca İngilizce konuşan babasıyla olan iyi ilişkisini temsil ediyordu, sağ gözü ise yalnızca  Fransızca konuşan annesiyle olan ilişkisiyle bağlantılıydı. Bu hanımın ebeveynleri, aralarında çok az ortak şey paylaşıyorlardı ve o da biriyle, diğerinden çok farklı bir ilişki geliştirmişti. O solaktı ve okulda sol elini kullanan çocuklarla çok fazla ilgiliydi.  Sol el onun iş yaşamı yanını ve babasıyla olan özdeşimini temsil ediyordu.  Onun dini hisleri bütünüyle anneyle ilişkiliydi ve din meseleleriyle ilgili herhangi bir imza atma veya yazı yazma işleminde sadece sağ elini kullanabiliyordu. Bu durum, kişilikte çok açık bir bölünme olduğunda neyin ortaya çıktığının örneğini verir. Ama sık olarak bundan daha ciddi dağılmalar vardır ve bu durumda, bir gözle kişiliğin en sağlam kısmıyla özdeşim kurulurken, ümitsiz bir şaşkınlık içindeki diğer göz, diğer bölümü temsil eder. Açık bir şekilde fiziksel nedenlere dayanmayan dış şaşılığın tedavisi, kişilikte yeniden bir bütünleşme olmazsa çok zordur. Bu birleşme ya kendiliğinden oluşur veya başka bir kuvvetli kişiliğin etkisiyle çocuk, belli bir oranda şaşılığın zamanla ortadan kalkmasını mümkün kılan bir çeşit bütünleşme oluşturmayı başarabilir. Bir çeşidi ya da diğeri düşünülerek yapılan, şaşılığın fiziksel  tedavisinde,  bu etmen göz ardı edilmemelidir. Tabii ki ben bu tedavinin fiziksel yanını eleştirmiyorum ya da küçümsemiyorum ama ben psikolojik yana da dikkat çekiyorum.
 
üçüncü psikolojik tip şaşılık, çok erken ortaya çıkan, akut bir içedönüklük safhasının eşlik ettiği ve içsel olgularla veya iç gerçekle uğraşmanın yarattığı  dalgınlıkla temsil edilen bir içsel şaşılıktır. Böyle bir vakanın bir seçeneği,  bazı içe dönük çocukların çokça yaptığı gibi aynaya bakmaktır.
 
SEMBOL OLARAK GöZ
Psikolojik bakış açısından, gözün sadece bir görme organı olmadığı hatırlanmalıdır. Bedensel olguda  birşeyler ağız tarafından içeri alınır ve dışkılama organlarıyla da dışarı atılır. Kişiliğin yapılanmasında da  paralel bir içeri alış ve dışarı veriş bedenin gözler, deri, kulaklar, burun v.s. gibi tüm organları tarafından yapılır. Bu içe alınma işleminin büyük bir kısmı daima gözler tarafından yapılır. Gözler bir salgılama organını da temsil ederler. Herkes ?otobüs içinde? bir arkadaşını görmüştür ve bu açıdan gördüğümüz herşey bizden çıkıp bir nesneye gider. Uyanırken sayfaların sanrısını gören kızı anlatmıştım. Gazeteyi haberleri öğrenmek üzere okuyanlar vardır ama pek çoğu, daha önceden düşünerek ve hissederek gözlerinin önündeki sayfayı kendi üretebildiği beklentisi içinde olur ve aslında  onların günlük haberlere kendi hayallerindekini doğrulamadığı sürece çok fazla dikkat ettikleri söylenemez.
 
Sıradan bir görme hayali ve sanrısal eyleme, gözün doğuştan olan kaç tane kas ve dokusunun katıldığını ortaya çıkarmak için yapılacak bir araştırma önemli olacaktır. Belki bu yapılmıştır ama ben bilmiyorum.
Kaynak: http://www.icgoru.com/makale/cocukpsikonevroz.shtml
Geri Yukarı Git Yorum Ekle Yazdır
BU HABERE İLİŞKİN YORUMLAR
MERGOPDER - Çocukluk Çağındaki Gözle İlgili Psikonevrozlar [1944]...D.W. Winnicott
Mercek Altında Forumlarına Gönderilen Son Üç Mesaj
YEŞİLKART 2012 UYGULAMALA... Yazar :netdunya
YENİ ...UMARIM BİRİLERİ O... Yazar :netdunya
Ynt: yeşilkart ödemeleri ... Yazar :zeynep özdeniz
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri Mersin Gözlükçüler ve Optisyenler Derneği © 2008 Tüm Hakları Saklıdır. Web Tasarım, Barındırma, SEO : Hira